BY_MEHMET_EMİN
Anasayfa­Kapı­Galeri­Kayıt Ol­Giriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» Gökhan ve Abdülkadir Fenerbahçe'de
Salı Ocak 06, 2009 6:55 am tarafından mehmet_emin

» kafiye (uyak)yarım .tam.tunç zengin redif...
Paz Kas. 30, 2008 5:32 pm tarafından mehmet_emin

» yıllık ödev türkçe 5.
Cuma Kas. 07, 2008 6:01 pm tarafından mehmet_emin

» matematik...
Ptsi Kas. 03, 2008 6:02 pm tarafından mehmet_emin

» Ispartaspor'a ceza
Paz Kas. 02, 2008 6:57 pm tarafından mehmet_emin

» Isparta göç veriyor
Paz Kas. 02, 2008 6:55 pm tarafından mehmet_emin

» lütfen resim atın
Cuma Ekim 31, 2008 6:48 pm tarafından mehmet_emin

» mat ders
Perş. Ekim 30, 2008 6:28 pm tarafından mehmet_emin

» FEN TESTİ
Perş. Ekim 30, 2008 6:23 pm tarafından mehmet_emin

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Forum
Ortaklar
Yeni Başlık Gönder   Cevap GönderPaylaş | 
 

 yıllık ödev türkçe 5.

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
mehmet_emin
WebMaster
WebMaster


Mesaj Sayısı: 143
Kayıt tarihi: 21/09/08
Nerden: ısparta

MesajKonu: yıllık ödev türkçe 5.   Cuma Kas. 07, 2008 6:01 pm

ASKERLİK-GURBETLİK

Toplumumuzda gelenekselleşmiş köklü bir geçmişe sahip olan askerlik
kutsal bir görev olarak değerlendirilir. Asker olmak onurlu ve erdemli
bir insan olmayla özdeşleştirilir. Özellikle kırsal kesimde askerliğini
yapmayan kişiler hoş karşılanmaz, sözleri dikkate alınmaz. Topluma bu
denli önem verilen bu görevin başlangıcında ve bitişinde diğer geçiş
dönemlerinde olduğu gibi çeşitli törenler yapılmaktadır. Uğurlama ve
karşılama törenleri bölgesel farklılıklar göstermektedir.
Yurdumuzun her yöresinde yaygın olarak yapılan uygulamalardan biri,
pusulası (askere çağrı mektubu) gelen gençlerin akrabaları ve
arkadaşları tarafından sırayla yemeğe davet edilmelidir. Bu yemek
yalnızca asker adayına verildiği gibi, ailesiyle birlikte ağırlandığı
da olmaktadır. Yemek sırası ve sonrasında eğlenceler yapılması da
yaygın bir uygulamadır.
Kars'da askere gidecek kişi köy ve şehirdeki akrabalarını ziyaret edip,
"Allahaısmarladık" demekle bu ziyaretler sırasında kendisine harçlık ve
yolluk olarak hazırlanan çöreklerden verilmektedir.
Silifkenin Kırtıl köyünde ise askere gidileceği günün akşamı, askere
gidecek olanlar, kız ve erkek arkadaşlarını eve davet eder, geç
saatlere kadar eğlenirler, mengi oynanır. Askerlerin ceplerine uğur
parası denilen harçlıklar konulur.
Ankara - Kızılcahamam - Verimli köyünde yaşlı erkekler ve kadınlar
"Uğur parası" adı verilen parayı verirken "Benim için nöbet tut, buna
karşılık" diyerek gencin gönlünü almaktadırlar.
Seydişehir'de uğurlama töreninde kadınlar hazırladıkları çöreği üçe
bölerler. Bir parçası kurda kuşa yem olsun diye suya atılır. Bir
parçası delikanlının gömleğine sarılarak sandıkta saklanır. Bir parçası
da yemesi için delikanlının yolluğuna konur. Her izine geldiğinde
gömleğe sarılı parçadan bir bölümü koparılarak gence yedirilir. Asker
uğurlamasından sonra kadınlar bir pınarın başında toplanarak yemek
yerler. Yemek yerken tahta kaşık kullanılmaz, tahta kaşık kullanılırsa
delikanlıların askerde çok dayak yiyeceğine inanılır.
Eskişehir - Seyitgazi - Şükranlı köyünde askere gidecek genç nişanlı
ise nişanlı evinin odununu gitmeden önce asker adayına kestirirler,
zorluklara alışsın diye.
Yaşamının bir bölümü ile ilgili bu denli zengin uğurlama törenlerinin
yanında, karşılama törenleri de zengin uygulamalara sahne olmaktadır.
Silifkenin - Kırtıl köyünde asker terhis olduktan sonra kına alıp
getirir. Köye geldiği günün akşamı kendisine hoşgeldine gelenlere
hazırlanan kınadan yakılır. "Asker kınası" adı verilen bu kınanın
yakılması uğurlu sayılır.
Askerlikle ilgili konulardan birisini de askerde yoğun özlem ve hasret
duygularıyla yazılan asker mektupları oluşturur. Asker mektupları
genellikle selamla başlayıp, durum anlatıldıktan sonra bir mani ile
biter.
Mektuplarda bütün akraba ve tanıdıklara selam söylenir. İletişim
araçların yaygın olmadığı dönemlerde tek iletişim yolu olan
mektuplarda, evli olan askerin baba evinde olan eşine duygularını
açıkça ifade edememesi, mektubun başka kişilerce de okunacağı düşüncesi
ile kimi zaman şifre içerikli maniler yazdığı da görülür.
Yürü mektubum yürü
Haberini al da gel
Bir iken iki olduk
Üç olduk mu sor da gel
Diyerek, manide çocuğu olup olmadığı üstü kapalı bir biçimde sorduğu gibi.
Durum bildiren bu tür mektuplar dışında bir de mizahi asker mektupları
vardır ki bu tür mektuplar daha çok arkadaşlar arasında yazılmaktadır.
Askerliğin bitip eve dönülmesinde de büyük bir coşku yaşanır,
eğlenceler düzenlenir. Akrabaları ve arkadaşları on onbeş gün
ziyaretine gider ve bu sürede evde misafir gibi ağırlanıp, iş
yaptırılmaz. Bazı yörelerde bu ziyaretler sırasında gence hediyeler
verildiği de olur.

_________________
1-GeRçEk aLeMdE ImZaMı, SaNaL AlEmDe dE InDeXiMi bAsArIm...!

2-√Seni aŞmam geRek Sendenn geÇmem geRek neRde Bende Seni SiLecek yüRek ?

3- GüLüşLer yaLan artık SevdaLar DµmÀn aLtı sigaramıñ uCuñda YakıCam Bu aŞkı ! Çak KİBRİTİ Gör DUMANI .!

√ ayRıLık öLüm gißidiR, ke$er$in ßiLekLerin ke$iLmes, iŞte o zaman anLar$ın, 2 kere öLünmez..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://bizimsinifliler.yetkinforum.net
mehmet_emin
WebMaster
WebMaster


Mesaj Sayısı: 143
Kayıt tarihi: 21/09/08
Nerden: ısparta

MesajKonu: Geri: yıllık ödev türkçe 5.   Cuma Kas. 07, 2008 6:01 pm

DOĞUM GELENEKLERİ
Geçiş dönemlerinde ilki olan doğum dünyanın her yerinde olduğu gibi
Anadolu’da da her zaman mutlu bir olay olarak kabul edilmiştir. Dünyaya
gelen her çocuk sadece anne babanın değil aynı zamanda akrabaları,
komşuları, soyu ve sopu da sevindirmektedir. Çünkü her doğum ailenin
akrabaların soyun, sopun sayısını artırmaktadır. Sayının artması ise;
gücün dayanışmanın artması bakımından önem taşımaktadır. Özellikle
küçük topluluklarda ve etnik gruplarda aileler nüfuslarının çokluğu
oranında kendilerini güçlü ve dayanıklı hissetmektedirler. Yaygın olan
“çocuk ailede ocağı tutturur” sözü de toplumun bu konudaki değer
yargısını ve aileye bakış açısını ortaya koymaktadır.
Diğer bir boyutuyla incelendiğinde ise; doğum kadına duyulan saygınlığı
artırdığı gibi, onun aile, akraba ve grup içerisindeki yerini de
sağlamlaştırmaktadır. Baba ise evlat sahibi olarak geleceğe güvenle
bakmakta, aynı zamanda da akrabaları ve yakınları arasında saygınlık
kazanmaktadır. Çünkü çocuğu olmayan kadın yakınları tarafından ne kadar
küçümsenirse, erkek de aynı şekilde çevresinden gelen baskının erkek
yerine konulmamanın toplumsal ve ruhsal ezikliğini duymaktadır.
Anaya benlik ve bütünlük, babaya güven, akrabaya, soya, sopa da güç
kazandıran ve yaşamın başlangıcı olan doğum olayı gerek söz konusu
çiftin gerek yakınları tarafından büyük önem taşımaktadır. Doğum ve
onun kendi evresi içerisindeki evrelerine de bir takım geçiş töreleri
ve törenleri eşlik etmektedir.
Yaşamın başlangıcı olan doğum en önemli geçiş dönemlerinden olup;
gelenek, görenek. Adet ve inanmalar hamile kadını ve çevresindekileri
daha doğum öncesinden hatta çocuk sahibi olma isteğinden başlayarak
birtakım adetlere uymaya bu adetlerin gerektirdiği işlemleri yerine
getirmeye zorlamıştır.

EVLENME GENELEKLERİ
Yaşamın temel dönüm noktalarından biri olan evlenme, hem kadın ve
erkeğin yaşamını birleştirmesi açısından bireysel; hem de aile ve
akrabalık bağlarının kurulması açısından toplumsal bir olgudur.
Özellikle küçük köy topluluklarında düğün, köyün tamamını içine alan
bir faaliyet olması nedeniyle bir “bayram” anlamı kazanır. Evliliğin
aşamaları sırasında yapılan törenlerin bazıları yeme-içme, eğlence
havası içinde geçerken, bazıları “ağıt” görünümündedir.
Evliliğin tümünü içine alan töre ve törenlerin sergilendiği aşamalar şöyle sıralanabilir:
A. Düğün öncesi
I. Görücülük, dünürcülük, kız isteme
II. a. Söz kesme
b. Şerbet
c. Nişan
III. Düğün okuntusu
IV. Çeyizin gitmesi ve sergilenmesi
V. Gelin hamamı
B. Düğün
I.Kına gecesi
a. Kız kınası
b. Oğlan kınası
II. Gelin alma
III. Nikah
IV. Gerdek
V. Gerdek ertesi
C. Düğün sonrası uygulamaları
Evlilik kararının verilmesinden sonra yapılacak ilk iş damat adayı için
eş seçimidir. Özellikle geleneksel kesimde eş seçimi öncelikle erkeğin
anne-babasının öncülüğünde yapılırdı. Son zamanlarda bu durumun yavaş
yavaş değişmeye başladığı görülmektedir. Gençler ya doğrudan kendileri
tanımak suretiyle evleneceği kişileri seçmekte ya da hep birlikte karar
verilerek uygun eş seçilmektedir.
Görücü usulü olarak literatüre geçmiş olan evlilik türünde önce erkeğin
annesi ve aileye yakın kadınlar kız tarafına giderek kızı görürler. Kız
beğenildikten sonra damada gösterilir, o da beğenirse kızın istenmesine
karar verilir.
Kız evine gidilerek kızın babasından istenmesine dünürlük, dünürlüğe
gitme, elçiliğe gitme gibi isimler verilir. Ailenin ileri gelen
kadınları ve erkekleri daha önce belirlenmiş olan hayırlı bir günde
(genellikle Perşembe ve Pazar günleri uğurlu gün sayılır) kızı Allah’ın
emri peygamberin kavliyle ailesinden istemek üzere giderler. Ancak kız
evi biraz da naz evi olması nedeniyle ilk istemede kız verilmez. Birkaç
defa daha kız istendikten sonra, kız evi yeterince düşündükten sonra
olumlu cevabı oğlan tarafına bildirir. Böylece karar verildiği için söz
kesilmiş olur. Tarafların isteğine göre bazen aynı gün gelin damada
nişan yüzükleri de takılır, bazen de ayrıca düzenlenecek nişan
töreninde bu işlem gerçekleştirilir. Söz kesildikten yaygın bir gelenek
olarak arada tatlılığı sağlamak dileğiyle şerbet içilir. Şerbetin
içilmesi artık kızın kesin verildiği ve evlilik kararının kesinleştiği
anlamına gelir. Ayrıca söz kesme sırasında aileler nişan ve düğün
tarihleri, alınacak eşyalar ya da başlık parası miktarı gibi konuşmalar
da yaparlar.
Her iki taraf da hazırlıklarını tamamladıktan sonra kız evinde daha çok
kadınların katılımıyla nişan töreni yapılır. Erkek tarafı gelin için
alınan takıları takar ve diğer hediyeleri verir; karşılığında kız
tarafı da hediyeler verir. Nişan töreni isteğe bağlı olarak yemekli de
olabilir. Eğlencelerle bu mutlu olay aynı zamanda kutlanmış olur.
Nişan, hem evliliğe atılan bir adım, hem de her iki taraf için bir
tanışma ve uyum, düğün için kararlaştırılan sürenin başlangıcı
anlamlarına gelmektedir. Eğer taraflar arasında herhangi bir
anlaşmazlık ortaya çıkarsa nişan bozulabilir. Ancak bu, hiçbir zaman
tercih edilen bir durum değildir.
Bundan sonra düğün aşaması gelmektedir. Öncelikle çevredeki insanların
düğüne çağrılması gerekmektedir. Düğüne çağrı aşamasında son zamanlarda
daha az uygulanan bir gelenek de köyde bulunan kişilere “okuntu”
dağıtmaktır. Okuntu için bir anlamda düğün davetiyesidir demek
mümkündür. Bunun için uygun bir kişi görevlendirilir ve bu kişi köyü
dolaşarak okuntuyu dağıtır. Okuntu, daha önceden hazırlanmış bir parça
kumaş, bir mendil, bir yazma gibi hediyeler olabileceği gibi, şeker,
börek gibi yiyecek türünden şeyler de olabilir. Bunlar düğün okuntusu
olarak dağıtılırken misafirler düğüne davet edilmiş olur.
Masallarda her ne kadar kırk gün kırk gece süren düğünlerden söz edilse
de, Anadolu’da düğünler genellikle üç gün sürmektedir. Son zamanlarda
ise yalnız hafta sonları olan iki günlük düğünler hem ekonomik hem de
sosyal açıdan tercih edilmektedir.
Evlenme olayının temelini teşkil eden düğün de iki ana bölümden oluşmaktadır:
a. Kına gecesi
b. gelin alma
Düğünden bir gün önce kız evinde ve oğlan evinde yapılan törene kına
gecesi denir. Kına gecesi her iki tarafta da yapılabilir, ama yoğun
olarak ve daha detaylı bir biçimde kız evinde kadınlar arasında
yapılır. Kına gecesinin yapılacağı gün erken bir saatte erkek evinin
çatısına bayrak asılır. Bayrak, özel olarak seçilen bayraktar
tarafından, kalabalık grubun da eşliğiyle eğlencelerle toplu olarak
asılır. Bazı yerlerde bu eğlence sırasında “bayrak ekmeği” denilen
yemek orada bulunanlara ikram edilir. Bayrağın asılması düğünün
başladığının resmen ilan edilmesi demektir. Kına gecesinin olduğu gün
ya da birkaç gün öncesinde gelinin çeyizleri kız evinden alınır, oğlan
evine getirilerek gelinin odası hazırlanır. Gelinin çeyizleri bazen
düğünden birkaç gün önce kız evinde, bazen de düğün ve sonrasında oğlan
evinde sergilenerek misafirlere gösterilir. Çeyiz kız evinden alınırken
bir kişinin sandığın üstüne oturarak bahşiş istemesi oldukça yaygın
olarak rastlanan geleneklerdendir. Kına gecesinin olduğu gün aynı
zamanda günün erken bir saatinde erkek tarafından bir grup kadın, o
gece yakılacak kınayı, gelinin giysilerini ve misafirlere ikram
edilecek yiyecekleri eğlencelerle kız evine götürürler. Kına gecesinde
kız evinde toplanan kadınlar bir süre eğlendikten sonra, açıklı
türküler söyleyerek gelini ağlatmaya çalışırlar. Daha önceden suyla
yoğrulan kına bir tepsi içerisinde etrafına mumlar dizili şekilde
ortaya getirilir. Bazı yerlerde önce geline kına yakıldıktan sonra
misafirlere de kına dağıtılır; bazı yerlerde de o sırada orada
bulunanlara kına dağıtıldıktan sonra herkes gittikten sonra geline kına
yakılır. İsteğe bağlı olarak gelinin ellerine, ayaklarına ve saçına da
kına yakıldığı olur. Genellikle kınanın yoğrulması, dağıtımı ve geline
kına yakılması işlerinde “başı bütün” olarak adlandırılan mutlu evlilik
sürdüren bir kadının görevlendirilmesine dikkat edilir. Gelinin bir
eline kadın, bir eline de genç kız kınayı koyar. Kına yakılmadan önce
gelinin avuç içine bozuk para ya da altın konur.
Kına gecesinin ertesi günü hem gelin alma günü hem de esas düğün
günüdür. Her iki tarafta da konuklara yemek ikram edilir, genellikle
davul-zurna eşliğinde eğlenceler yapılır. Gelin alma günüerken
saatlerde oğlan evinde damat tıraşı, güvey giydirme gibi adlar alan
törenler yapılır. Kız evinde de gelinin hazırlanması söz konusudur.
Bunun için köylerde her zaman bütün düğünlerde görev alan, genellikle
düğün yemeğini de hazırlayan aşçı kadınlar görevlendirilir. O gün oğlan
tarafından konuklar toplanarak kız evine gelin almaya gelirler. Gelin
evden çıkarken erkek kardeşi ya da amcası tarafından beline gayret
kemeri de denen kırmızı kuşak bağlanır. Gelin ailesiyle vedalaştıktan
sonra hayır dualarla, bazen ilahilerle bazen de davul-zurna eşliğinde
eğlencelerle evden çıkarılır. Gelin evden ayrılırken geride kalan bekar
arkadaşları da evlenebilsin diye birtakım şeyler yapar. Örneğin, henüz
bitmemiş bir çorabı sökerek evden çıkar ki, diğer kızlar da çorap
söküğü gibi evlenebilsinler... Gelin baba evinden çıkarken olsun oğlan
evinin kapısından girerken olsun evliliğin yolunda gitmesi, çiftin
mutlu olmasını sağlamak için birtakım dinsel-büyüsel işlemler
yapılmaktadır. Örneğin, gelin evden çıkarken arkasından ayna tutularak
aydınlık bir hayatının olması isteği ifade edilir. Aynı şekilde oğlan
evinin kapısından girerken kapının eşiğine ve tavanına yağ, bal gibi
şeyler sürdürülerek gelinin yeni evindeki kişilerle iyi geçinmesi
sağlanmaya çalışılır.
Gelinin başından şeker, bozuk para, kuruyemiş gibi şeyler atılarak bolluk-bereket getirmesi dileği ifade edilir.
Düğün olduğu akşam, erkek tarafında kalmış az sayıda misafire yemek
verilir ve gelinle damadın imam nikahı kıyılır. Önceleri resmi nikah
düğünden sonra herhangi bir tarihte yapılabilirken, son zamanlarda
düğün öncesinde resmi nikahın mutlaka yapılmış olmasına özen
gösterilmektedir. Genellikle düğün alışverişi için taraflar bira araya
geldiklerinde resmi nikah da yapılmaktadır. İmam nikahı kıyılıp dualar
okunduktan sonra gelinle damat kendi odalarında bir araya gelirler. Bu
sırada gelinle damadın uyumlu bir biçimde birlikte olabilmelerini
sağlamak amacıyla da birtakım dinsel büyüsel işlemlere başvurulur.
Örneğin, odanın kapısına bir bıçak saplamak, kapı önünde bir kilidi
açmak vb. Bunun dışında orada bulunan kişilerin ellerini ve kollarını
bağlamamaları istenir. Daha önceden kız tarafından o gece yenmek üzere
özel olarak hazırlanmış ve gelinin sandığınakonmuş olan yiyecekler ve
başka şeylerin de bulunduğu yemek tepsisi odaya bırakılır. Bazı
yerlerde tepsiye tek kaşık, tek çatal, tek bardak konarak gelinle
damadın bunları ortaklaşa kullanmaları sağlanır. Böylece birbirlerine
daha çabuk ısınacaklarına inanılır. Bu aşamada gelinin masum ve temiz
olduğunun simgesi olan çarşafa bakma adeti gündeme gelir. Düğünde
görevli olan yenge ya da aşçı kadın tarafından gelinin durumu
öğrenilerek ailelere bildirilir. Bazen de gelinin bakire çıkmaması
durumunda baba evine gönderilmesi söz konusudur.
Düğünün ertesi günü duvak günü, yüz açımı, baş bağlama gibi adlar
altında birtakım eğlenceler düzenlenir. Bu eğlence daha sade bir
biçimde yalnız kadınlar arasında yapılır. Önceleri duvak günü
eğlenceleri sırasında gelin çeşmeye götürülerek su getirmesi
sağlanırmış. Gelin hamur yoğurup börekler yaparmış. Böylece eve bolluk
bereket gelir inancı varmış. Ancak bunlar artık unutulmuş
geleneklerdir. Duvak günü eğlenceleri de pek çok yerde yapılmamaktadır.

_________________
1-GeRçEk aLeMdE ImZaMı, SaNaL AlEmDe dE InDeXiMi bAsArIm...!

2-√Seni aŞmam geRek Sendenn geÇmem geRek neRde Bende Seni SiLecek yüRek ?

3- GüLüşLer yaLan artık SevdaLar DµmÀn aLtı sigaramıñ uCuñda YakıCam Bu aŞkı ! Çak KİBRİTİ Gör DUMANI .!

√ ayRıLık öLüm gißidiR, ke$er$in ßiLekLerin ke$iLmes, iŞte o zaman anLar$ın, 2 kere öLünmez..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://bizimsinifliler.yetkinforum.net
 

yıllık ödev türkçe 5.

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap verebilirsiniz
BY_MEHMET_EMİN :: ödevler :: türk ödev-
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder